|
|
mersin yaşar başer haberyılmazbaserÜLKEMİZDEN GÜVERCİN HABERLERİWebmaster64 700 yıllık Türk ırkı yok ediliyor Saraya özel geliyor. O dönemde sadece sarayda yaşayanlar tarafından yetiştirilmesine izin verilen bu kuşların bazıları halk tarafından yakalanarak gizlice mağaralarda yetiştirilmeye çalışılmış. Hünkáriler, temel olarak iki sınıfa ayrılıyorlar: bu makale hürriyet gazetesinden alınmıstır. GÜVERCİN KAFESE SIĞMIYOR Alımlı yürüyüşü, kendine has gururlu bakışı ve kanat çırpışıyla daima insanları büyüledi. İnsanlar tarafından hem sevildi hem de değişik amaçlar için kullanıldı. Bugün ise yarışmalarının yapıldığı, ‘meziyetli’ olanlarının 15 bin dolara alıcı bulabildiği bir güvercin sektörü var. Rivayete göre Yıldırım Beyazıt’ın orduları Ankara Savaşı’nda sıkışınca, plan gereği savaş alanının dışında bekletilen atlı askerlere hücum emri verilmesi gerekir. Saklı askerlere ulaşmak için düşman kuvvetlerini geçmek şartdır. Ancak bu mümkün değildir. En doğru yol bir posta güvercini ile haber salmaktır. Padişahın emriyle havalanan güvercin tam Timur’un ordusunun üzerinden geçerken, keskin nişancılar farkeder ve atışa başlarlar. Oklarla birlikte yere düşen güvercinin ayağına bağlı savaş planı Tumir’un eline geçer. Destek kuvvetinden yardım alamayan Osmanlı ordusu ise Ankara’da ağır bir yara alır. Güvercin ile insanın ilişkisi bundan binlerce yıl öncesine dayanıyor. Alımlı yürüyüşü, kendine has gururlu bakışı ve kanat çırpışıyla daima insanları büyüledi, kendisine bağladı. İnsanlar tarafından hem sevildiler hem de değişik amaçlar için kullanıldılar. Postacılık yaptılar, yeri geldiğinde de sırf sahibi istiyor diye havada takla attılar. Çoğu zaman kendi doğasında olan meziyetini bile bir avuç yem karşılığı sattı. Havada uçarken özgür, yere indiğinde kümese kapatılmış bir tutsak. Ama insan ile güvercin aşkı sevgi—menfaat ikileminde hep böyle devam etti, ediyor. Bazı sözlüklerde güvercin kelimesi, tüylü, uzun mesafe uçan bir kuş, bazılarında ise I. Dünya Savaşı’nda dünyanın her yerinde görülen, barışın sembolü şeklinde tanımlanıyor. Ancak güvercini sadece haberleşme aracı olarak kullanan insanoğlu, II. Dünya Savaşı’ndan sonra bu hayvanın başka meziyetlerinin olduğunu da fark etmeye başladı. Türkiye’de güvercinin keşfi de bu yıllara rastlar. Kırsalda zevk için kafeste yetiştirilen güvercin zamanla kente taşındı. 1970’li yıllara gelindiğinde ise, güvercin meraklılarının sayısında bayağı bir artış oldu. Artık kentteki yüksek binaların çatısına kurulan kümeslerde güvercin yetiştirilmeye başlandı. Yıllar ilerledikçe zevk ile başlayan ilgi yerini bağımlılık derecesinde bir tutkuya bıraktı. Hatta kuşaktan kuşağa geçen iyi bir gelenek oldu güvercin yetiştirmek. Sevgi gelire dönüştü Bir zaman sonra güvercinciliği ciddiyete ve profesyonelliğe dökme çabası bir gereksinim olarak kendisini gösterdi. Derken çatılardaki kümesler arttı, özel kümesler kurulmaya başlandı. Kümesler çoğalınca da yetiştiriciler tutkuyla bağlandıkları kuşlarını görücüye çıkarmaya karar verdi. Bunun için her ilde, her ilçede yüzü bulan üyesi ile ‘Güvercin Sevenler Derneği’ adı altında dernekler kuruldu. Şu anda 71 ilde ve bir o kadar ilçede ‘Güvercin Sevenler Derneği’ bulunuyor. Son yıllarda ise, güvercinciliği sadece bu hayvanlara olan sevgisinden dolayı yapanların yanı sıra, bu işi tutkuyla karışık ticarete dönüştürenler de var. Çoğu şehirde her hafta güvercin pazarı kuruluyor. Zaman zaman Mercedes marka araba fiyatına güvercin satılıyor. İyi yetiştirilmiş, hiç yarışmamış ancak uzun uçabilen bir posta güvercini 10 milyara alıcı bulurken, fazla bir meziyeti olmayan bir başka posta güvercini 250—300 milyon liraya satılabilir. Ancak sözü edilen güvercinlerin ‘yabani’ olarak tabir edilen cami avlularında ya da meydanlardaki kuşlarla hiçbir ilgisi yok. Aynı şekilde türün kendi içindeki cinsleri de önemli. Kelebek türünün mavibaş veya karabaş cinsi düz cinse göre çok daha kıymetli. İyi yetiştirilmiş, dereceler almış bir posta güvercininin 15 bin dolara alıcı bulması mümkün. Peki ortalama 10 yıl ömür süren bir güvercine 15 bin dolar verilir mi? Güvercinden anlayanlar ‘verilir’ diyor. Yarışmalarda dereceler almış bir güvercin kıymetli oluyor, onun soyundan gelen güvercinler ise tekrar eğitilip yarıştırılıyor. Genetik olarak yavru güvercin, soyundan geldiği güvercinden daha iyi uçabiliyor. Bu süreç üç defa tekrarlandıktan sonra ortaya yeni ve çok iyi meziyetleri olan bir cins çıkıyor. Böyle bir cinsi elde eden kişi artık yavrularının tanesini 8 bin dolardan satabilir. Yani 16 ayda 15 bin dolar verip ortalama 30 bin dolar kazanmak mümkün. Yarışmalarda kazanılan paralar da cabası. Ancak bu süper cinsi oluşturmak sanıldığı kadar kolay değil; hastalıklara karşı mücadele, beslenme ve eğitim çok önemli. Zaten bunu ancak sınırlı sayıdaki güvercin yetiştiricisi gerçekleştirebiliyor. Bu konuda Avrupa ülkeleri özellikle Belçika önde gidiyor. Güvercin yetiştiricisi Mustafa Yılmaz, elde edilen iyi bir cinsin altın kadar değerli olduğunu söylüyor: “Başarılı bir cins ortaya koymak çok zor. Büyük masraf gerektiriyor. Türkiye’de az yapılıyor ancak Avrupa ülkelerinde yeni cinsler üretilip, özel isimler veriliyor. Aslında posta güvercinidir ama soylama sonucunda adı değiştirilmiştir. Burada da büyük paralar dönüyor.” Trilyonluk bahisler Alım satımında büyük paraların döndüğü güvercin sektöründe, bir güvercine neden yüklü paralar veriliyor sorusunun cevabı düzenlenen bahislerde ortaya çıkıyor. Sosyeteden aileler veya zenginler trilyonluk bahisler karşısında güvercin yarıştırıyor. At yarışı, köpek dövüşü gibi ‘güvercin salma’ parası bol olanlar için yeni bir kumar çeşidi. Kaliteli güvercinlere gözünü kırpmadan 15 bin doları veren ya da kendi özel kümesinde güvercin yetiştiren zenginler her yıl kendi aralarında güvercin yarışmaları düzenliyor. Geçtiğimiz yaz İzmir’den İstanbul’a ‘güvercin salan’ bir grup tekstilci işadamı bu yarışma için ortaya tam 2 trilyon lira para koydu. Yarışmaya katılmak için her yarışmacı belirlenen miktardaki parayı seçilen hakeme teslim ettikten sonra güvercinler aynı anda, aynı noktadan havaya salıyorlar. Havaya salınan güvercinler içinde İstanbul’a en erken gelen kuş birinci seçiliyor. Sadece uçma değil, takla atma veya estetik olarak en iyiler jüri önünde boy gösteriyor. Birinci olan güvercinin sahibi ortaya konan paranın tamamını kazanırken, kaybeden diğer bahisçiler ise bir başka yarışma için kaliteli güvercin arayışına giriyor. Ortaya konulan bahisler sadece para olmuyor; araba, ev veya mücevher de bu oyunun bir parçası olabiliyor. Bahislere katılan güvercin sahipleri arasında kadınlar bile var. Bu seneki yarışmalarda 300 milyar lira para kaybeden tekstilci Mehmet Bingöl güvercin bahislerini şöyle dile getiriyor: “Biz hemen hemen her sene 15—20, bazen daha fazla arkadaş toplanıp güvercin yarışmaları düzenliyoruz. Bu, para kazanmaktan çok bir zevk. Buna av partisi de diyebilirsiniz. Avda kişisel beceri ödül getiriyor, burada hayvanların meziyeti önem taşıyor. Kadın erkek fark etmiyor herkes yarışmaya katılabilir. Türkiye’nin önde gelen zengin aileleri de bu yarışmalara katılıyor.” İstanbul’un Eyüp ilçesinde yaklaşık 40 yıldır güvercin yetiştirip, geçimini güvercinden sağlayan Ramiz Kurtuluş da son 5 yıldır zengin bir işadamı ve eşi için güvercin yetiştirdiğini söylüyor. Kurtuluş, ısrarla müşterisinin ismini vermek istemiyor ama güvercinin zenginler arasındaki piyasasını değerlendirmeye hayır demiyor: “Zengin olup güvercinle ilgilenen insanlar çok. Kendileri bakamadığı için benim gibi güvercinle uğraşanlar onlar adına güvercine bakıyor, yetiştiriyor. Her türlü masrafını karşılıyorlar. Bunlar zevk için kaliteli güvercin istiyorlar. Kimisi de özel yarışmalar için yetiştirilmesini istiyor.” Ünlü standup’çı Ata Demirel de tam bir güvercin hayranı. Evinin balkonunda değişik kuşların yanı sıra güvercin de besleyen Demirel güvercin düşkünlüğünün bir hastalık olduğunu söylüyor. Demirel henüz güvercin yarışmalarına vakti dolayısıyla katılmıyor ama daha sonraki zamanlarda olabilir diyor. Diyarbakır Milletvekili Sebgatullah Seydaoğlu da Demirel gibi güvercin hastası bir ünlü. Hatta Seydaoğlu çok sevdiği güvercinlerini memleketinden Meclis lojmanlarına taşıdığı için de problem olmuştu. Dernek yarışları Türkiye’nin değişik yerlerindeki güvercin dernekleri de ortaya konan para miktarı çok fazla olmamak şartıyla yarışmalar düzenliyor. Daha çok bölgesel derneklerin katılımı ile gerçekleşen yarışmalara dahil olmak için bir derneğin üyeliği şart. Birinci olan güvercin dernekleri yem, kafes gibi hediyelerinin yanı sıra ortaya konan paranın da sahibi oluyor. Bu sene İzmir’den İstanbul’a ‘güvercin salma’ yarışmasında birinci olan güvercin sahibi Halit Kınık 10 milyar lira para kazandı. Birinci gelen güvercinin değeri de aniden artıyor. Fiyatlar genellikle döviz üzerinden belirleniyor. Dolar ya da Euro güvercin piyasasının geçerli akçesi. Dernekler arasındaki salma yarışmasında etaplar da önemli. Kuşun değeri, yaptığı kilometreye göre değişkenlik arz ediyor. İstanbul’daki derneklerin etabı ilk olarak Adapazarı’ndan başlıyor sonra sırasıyla Gerede, Bolu, Ankara, İzmir, Kırşehir, Kayseri, Pınarhisar ve Diyarbakır olarak sıralanıyor. Diyarbakır’dan İstanbul’a ulaşan güvercinin değeri, Gerede’den gelenden iki kat daha fazla. Dernekler yarışmalardaki amaçlarının yetiştiricileri teşvik etmekten ibaret olduğunu belirtiyor. Gaziosmanpaşa Güvercin Sevenler Derneği Başkanı Ramazan Ayan, “Güvercinlerin kirli kişilerce, kötü amaçlar için kullanılmasını istemiyoruz. Bir federasyon kurulursa o zaman daha düzenli olur. Avrupa’da güvercincilik profesyonel olarak yapılıyor. Devlet sahip çıkıyor” diyor. Güvercinin kayıt dışısı da var 15 bin dolar gibi bir paraya satılabilen güvercinin masum sektörüne yer yer kirli eller de karışıyor. Meziyetleri olan güvercini elde etmek için elinden geleni ardına koymuyorlar. Gaziosmanpaşa Güvercin Sevenler Derneği 2. Başkanı Ahmet Çetin, kötü niyetli grupların bu işe bulaşmasından rahatsız olduklarını dile getiriyor. Trilyonlarla ifade edilen, havada uçan bu rantı ne pahasına olursa olsun hiçbir şekilde kaybetmek istemiyorlar. Güvercin mafyası elde ettiği meziyetli güvercinden büyük paralar kazanıyor. Önce gördüğü güvercinin iyi olup olmadığını teyit etmek için belirli bir süre takibe alıyor. Gerekirse amatörce yapılan yarışmalara formaliteden katılıp birinci, ikinci gelen güvercinleri belirliyor. Tabir yerindeyse malı bizatihi görüp işi sağlama bağlıyor. Daha sonda zengin güvercin düşkünlerine satıyor. Güvercin kalitesine göre bazen 10—15 bin dolardan alıcı buluyor. Türkiye’de istediği fiyata alıcı bulunmaması halinde bu sefer güvercinleri kaçak yoldan yurtdışına taşıyor. Güvercinin, bir federasyonunun olmaması ve değerli hayvan statüsüne tabi olduğu için yurtdışına çıkarılması yasak. Ancak yetiştirici belgesi olanlar ciddi bir kontrolden sonra güvercini ülke dışına çıkarabiliyor. Kuşları satıp kazanç sağlamanın dışında güvercinle değişik yarışmalara da katılabiliyor. Çoğu zaman da kaliteli güvercinlere sahip kesimler satış kadar olmasa bile yarışmalardan da ciddi oranda para kaldırılıyor. Güvercin yetiştiricisi Kadir Gül’e göre belli kişiler, fazla bir çaba harcamadan milyarlar kazandığı bu işten kolay kolay vazgeçeceğe benzemiyor. Güvercininin elinden zorla alındığını iddia eden Selami Şen’in anlattıkları ise olayın boyutlarını anlamamıza yardımcı oluyor: “Benim yarışmada birinci olan bir posta güvercinim vardı. Bir adam 5 milyar önerdi vermedim. İki gün sonra kapıma eli silahlı adamlar dayandı. Güvercini istediler vermek istemedim; ancak çocuklarına ve sana zarar veririz dediler. Mecburen verdim. Polise gittim, güvercinlerini bulursak getiririz dediler. Aradan 6 ay geçti.” Güvercin elmas kaçırıyor Güvercin uyuşturucu ya da değerli maddelerin kaçakçılığında da kullanıyor. Uçuş ve ağırlık taliminden geçirilen bir güvercin iri bir elması, 300 ila 500 gram ağırlığındaki yükü ayağına bağlı bir şekilde taşıyabiliyor. Eğitilmiş bir güvercin istenilen noktaya aradan günler geçmesine rağmen ulaşıyor; gördüğü yeri bir daha unutmuyor. Güvercinin diğer kuşlara nazaran kaçakçılıkta kullanılmasının en önemli sebebi de bu. Atmaca veya şahin gibi kuşlar çoğu zaman istenilen adrese ulaşmakta, yön bulmakta problem çekiyor. Güvercinin havada taşımacılık yapması için, verilen emaneti bir başka yerden kendisinin alışık olduğu kümese getirmesi şart. Bunun için de malı alacak güvercin önce malın verileceği yere götürülüyor, mal ayağına bağlandıktan sonra salınıyor ve güvercin doğruca alışık olduğu kümese geliyor. Yani boş gidip dolu geliyor. Güvercinler yurtdışına mal taşıdıkları gibi aynı zamanda yurtiçinde de kaçakçılıkta kullanılıyor. Türkiye’de dudak uçuklatacak kadar bir sektör konumuna gelen güvercin, dernek, zengin işadamı, amatör yetiştirici kavramları arasında sıkışmış durumda. Güvercin sevgisi güvercin sektörüne dönüşürse, hele hele bir güvercin inanılmaz rakamlara el değiştirebiliyorsa zaten bildik isimlerin devreye girmesi çok normal değil mi!?... mersin yaşar başer yılmazbaserTürk güvercini tehlikede! |

Buradasınız: 












Türkiye'ye ait 50 civarında güvercin cinsi, yanlış çiftleştirme nedeniyle özelliklerini kaybediyor. FOTOĞRAF: 
